Bunu daha çok kadınlar yapıyor kocasının sevmesini de yermesini de çevresi ile paylaşıyor. En mahrem meseleler bile başkalarına anlatılıyor. Eşinizin ve aranızdaki ilişkinin bilgisini, karakter özelliğini, iyiliğini ya da kötülüğünü, bir çift olduğunuz için sizinle paylaşılmış olan hiçbir davranış tutum söz ve eylemi başkalarıyla paylaşmayın. Mutlu evlilik nasıl olur diye merak ediyorsanız, mahremiyet nedir ve sınırları nerede biter sorusunu kendinize sorarak başlayın.

Beni çok sever de demeyin beni çok üzüyor da.

Neden paylaşmayın?

Çünkü sonra o paylaştıklarınız WhatsApp gruplarında alay edilecek malzeme olarak kullanılıyor. İnsanlar sizin mahrem hallerinizin geyiklerini yapabilme cüretini gösteriyorlar. Mahremiyer nedir sorusunun üzerinde sayenizde tepiniyorlar.

Kadınlar birbirlerine…

Montaigne kimdir sorusuna da Montaigne nasıl hayat yaşadı sorusuna da hiç düşünmeden “Nasıl yaşamalı sorusuna cevap arayan adamdır.” diye cevap verebilirim. Çoğu bilim adamı “nasıl daha uzun yaşarım, nasıl ölmem?” sorusuna cevap ararken, Montaigne “nasıl daha iyi yaşar ve mutlu ölürüm?” sorusuna yanıt aramış. Ve onu en ilginç kılan da bu olmuş sanırım.

Karısı kız çocuk doğurdu diye ona küsen bir adam adiliğinden, “tüm dünya halklarını hemşehrim sayıyorum” deyip kucaklayacak kadar geniş bir yüreğe sahip olan adam olgunluğunu erişmenin de adıdır aynı zamanda Montaigne.

Montaigne aynı zamanda serbest düşüncenin deney tahtası haline gelmiş ilk insandır ve bu deneye kendisi gönüllü…

Genelde Google araması yapanlar Montaigne Denemeler Kitap Özeti arıyor. Yani bir kitabın özetini insan nasıl yazar ki? Hele bu bu kitap Denemeler ise? Uzun yazılar yazmaya alışık biri olarak özet yazamayacağım sanırım.

Clive James bir yerlerde, tarih boyunca bazı kişilerin geçmişte konuşlanmış şimdiki zamanın elçileri gibi olduğunu söylüyor. Montaigne benim için o kişilerden. Beş yüz küsur yıl önce yazdığı Denemeler kitabı benim için o kadar önemli ki, kaç defa okuduğumu hatırlamıyorum. Okumanın yanında da defalarca sesli kitap olarak da dinledim. Her defasında farklı bir yarama farklı bir ilacı sürüp gitti.

Denemeler kitabında ne buluyorum inanın ben de bilmiyorum. Ama onu…

Aklıma gelen, benim beğendiğim ve çok istifade ettiğimi düşündüğüm bir çok kitap var. Bunlardan bazılarını buraya aldım. Ancak herkesin okuması gereken kitaplar elbette farklı farklıdır. Eğer bir Genel Kültürü Artırmak İçin Okunması Gereken Kitaplar listesi yapıyorsanız bunu göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Çünkü benim eksik ve kanayan yanlarım ile sizin size fayda edecek ilaçlarınız çok farklı. Bu yüzden bu listeyi de öyle değerlendirmek gerekiyor diye düşünüyorum. Genel kültürü artırmak için okunması gereken kitaplar listesi herkesin kendi yaşamına göre değişebilir bu yüzden.

Biraz fikir vermesi açısından iyi olur diye düşündüm.

Listede okuyanın dünya görüşüne uymayan yazarlar görebilirsiniz. Kimi çok dindardır bu listede…

Bir Budist manastırında yıllarca eğitim almış olan Tsui-Yen’i artık amuda kalkıp nefes tutmak falan kesmeyince, manastırdan ayrılmaya karar verir. Ve hayatın sırrı nedir sorusunun peşine düşer.

“Ben” der giderken, “Ben gittiğim yerde hayatın anlamını öğrenip geleceğim aha şuraya yazıyorum, yazdığımı silen olursa ıslak terliği çorap ile giysin.”

Bu korkunç tehditten sonra arkasına bakmadan gider de…

Yıllar sonra hazır sıcak ekmeği mi özlemiştir yoksa çalışmak zor mu gelmiştir bilemem günahı boynuna, ama manastıra gerisin geri döner.

Bunun geri döndüğünü gören hocası da hafif bir “ben sana demiştim” sırıtması ile sorar:

“Eee?..” der.
“Anlat bakalım, hayatın sırrını öğrendin mi?”.

“Öğrendim hocam.” der…

Charles Bukovski çok enteresan bir adam. Ünlü bir yazar olana kadar epey mücadele eder. Yüzlerce şiirini yüzlerce yayınevi ve dergiye gönderdiği halde basılmaz. Basılmadığı gibi de ret cevapları genelde “bu nasıl salak metin ya” şeklinde olur ve çoğunlukla da hakarete uğrar. Ama o tüm bunlara rağmen hiç vazgeçmeden yayınevi tacizlerine ısrarla devam eder. Genç yaşlarından bahsetmiyorum, 40’lı yaşlarının sonuna kadar da devam etmiş bu tacizlerine.

Sadece yazdıkları ile değil genel olarak özel hayatında da çok sevilen biri değil Bukovski. Hayatı içki, kumar ve kadınlar arasında sönüp giderken bir yayınevi Bukovski’yi değişik bulur. Bakın iyi demiyorum yazdıklarını sadece değişik bulur ve…

Toplumun insanları kategorilere ayırmasının ve insanların etiketlenmesinin insanın özel hayatı üzerinde nasıl etki yaptığını görmek isteyen bilim adamları, bunu lise öğrencileriyle denemeye karar verirler. Etiketleme deneyi için hepsi aynı yaşta, benzer yaşam şartlarına ve hemen hemen aynı ders notlarına sahip öğrenciler seçilir.

Öğrenciler İki gruba ayrılırlar.

Birinci gruba “Mavi Kuşlar” adı verilir ve onlara: “Siz çok akıllı çocuklarsınız diğer çocuklardan farklı ve istisnasınız, bu yüzden de başarı için çok şey yapmanıza gerek yok, sınava hazırlanma sürecinde size destek olacağız, azıcık takviye ile üniversite sınavında başarılı olacaksınız” denir.

Diğer gruba da “Sarı Kuşlar” adı verilir. Bu grup zekâ ve yaş ortalaması…

Merhaba Sayın Maliye, Ticaret ve Aile Bakanlarım!..

Ülke ekonomisi canlansın, çiftlerin boşanmasının önü alınsın, devlete de ek gelir kapısı aralansın mı istiyorsunuz?

Hazır korona varken bunu bahane ederek düğünleri yasaklayın efendim!

Evet çok ciddiyim yarından itibaren bütün düğün salonlarına devlet tarafından el konulup başka amaçlar için kullanılsın. Çıkıntılık yapan, duruma itiraz eden, düğün yapmak isteyen kız ve anneleri de ibreti alem için ülkenin tüm camlarını yağmur yağarken silsin.

Üstelik bu yasak sadece tasarruf açısından fayda sağlamaz yeni evli çiftlerin hayata borçlu başlaması da önlenmiş olur. …

Merhaba sevgili aileler, “ne derler lobisi”, “filancayı gördün mü” tarikatı üyeleri!..

Gelenek,görenek, ama olmalı diye direttiğiniz şeylerin her gün arttığını fark ettiniz mi? Eskiden bohçaya örüp koyduğunuz yün çorapların yerini Pierre Carden çoraplar aldığından beri masraflarınız arttı mı?

Kıyamam…

O tuzlu kahve içilecek diye yola çıktığınız gelenek fetişistliğinizin sonunda 500 liraya yaptırılan çikolatalara kadar gittiğini görmeyip “çok masraf oldu” diye üzülüyor musunuz?

İyi üzülün bir şey olmaz hiç acımıyorum.

“Bizim kızımız bizim haberimiz dahilinde evlendi, kızımızı başka adamın evinde görünce arkasından konuşmayın, ayrıca evliliğe destek olmak için takacağınız takı, para mara varsa gelin takın, hediyelerini verin,” mesajını vermek için genelde…

Merhaba sevgili erkekler, kadın hakkı savunursa kız düşer zanneden Meriçler, hayatında gördüğü tek dişi sanki kasap reyonunda gördüğü piliçmiş gibi davranan abazalar!.. Ne oldu yoksa bu düğün maliyetleri niye bu kadar arttı diye ağlaşıyor musunuz?

Biliyorum, hepiniz canınız kadar sevdiğiniz annişkolarınızın yıllarca beyninizi yıkadığı “kadınlar kutsaldır, kadınlar annedir, kadınlar melektir” yalanı ile zehirlenmiş kurbanlarsınız.

Nefes alan her canlıya yürüdüğünüz hatta listeye eşeği, park bankını, logar kapağını bile aldığınızdan beri Türk kızları kendini dünyanın en değerli şeyi zannediyor. Değerli şeyler pahalıdır kusura bakmayın.

Sizin yüzünüzden sarışın dişi eşeği Türkiye’ye getirsen sonra çarşıda yürütsen, şuuru olmamasına rağmen abazatian salyalıları yüzünden kendini Prag…

Ezgi Akgül

Sosyolog, Blogger, Metin Yazarı

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store